Cross-platform ne zaman doğru?
Uygulama form dolduruyor, liste gösteriyor, veri gönderiyor, bildirim alıyor ve bir arka uçla konuşuyorsa — yani çoğu iş uygulaması gibi davranıyorsa — cross-platform doğru tercih. Tek kod tabanıyla iki platforma çıkmak hem ilk maliyeti hem sonraki her değişikliği yarıya indiriyor.
Asıl kazanç sonrasında ortaya çıkıyor: bir özellik eklendiğinde iki kez yazılmıyor, bir hata düzeltildiğinde iki kez düzeltilmiyor ve iki platform arasında davranış farkı doğmuyor.
Native ne zaman gerekiyor?
Uygulamanın işi cihazın sınırlarını zorladığında. Ağır grafik, gerçek zamanlı görüntü işleme, yoğun sensör kullanımı ya da arka planda kesintisiz çalışma gerektiren işlerde native hâlâ açık ara önde.
Bir de zamanlama meselesi var: Apple ya da Google yeni bir özellik çıkardığında native tarafta ilk gün kullanılabiliyor, cross-platform tarafta ise köprünün yazılması bekleniyor. Bu fark çoğu iş uygulamasında hiç hissedilmiyor.
Maliyet farkı gerçekte ne kadar?
İlk sürümde native iki ayrı uygulama demek: iki kod tabanı, çoğu zaman iki ayrı uzmanlık. Cross-platform tarafında ise tek ekip iki mağazaya çıkıyor.
Ama asıl fark bakımda ortaya çıkıyor. Uygulama yaşayan bir şeydir; işletim sistemi güncellemeleri, mağaza kuralları ve yeni cihaz boyutları her yıl iş çıkarıyor. Bu yükü iki kez taşımak ile bir kez taşımak arasındaki fark, ilk geliştirme farkından büyük oluyor.
Karar verirken hangi soru sorulmalı?
Tek soru yeterli: bu uygulamanın yaptığı işlerden hangisi tarayıcıda ya da ortak bir katmanda yapılamaz? Cevap “hiçbiri” ise cross-platform doğru tercih.
Cevapta kamera ile gerçek zamanlı ölçüm, kesintisiz konum takibi ya da yoğun grafik varsa native tarafına bakmak gerekiyor. İkisini karıştırmak da mümkün: uygulamanın çoğu ortak yazılıp yalnızca o kritik parça platforma özgü geliştirilebiliyor.