Geçiş neden tek seferde yapılmamalı?
Tek seferlik geçişte bütün birimler aynı sabah yeni sisteme uyanıyor. O gün çıkan her sorun aynı anda çıkıyor ve geri dönecek bir yer bulunmuyor; şirket çalışmaya devam etmek zorunda olduğu için de ekip sorunu çözmek yerine iş yetiştirmeye çalışıyor.
Dalgalı geçişte ise her seferinde tek bir birim taşınıyor. Sorun çıktığında etkilenen alan dar kalıyor, eski sistem hâlâ ayakta duruyor ve öğrenilen şey bir sonraki dalgaya giriyor.
Paralel çalışma ne kadar sürmeli?
Süre takvimle değil ölçüyle belirleniyor: iki sistemin çıktısı karşılaştırılıyor ve aradaki fark açıklanabilir hâle geldiğinde paralel dönem bitiyor. Fark sıfır olmak zorunda değil ama her farkın sebebi bilinmek zorunda.
Bu dönem şirkete iki iş yükü bindirdiği için herkes kısa tutmak istiyor. Erken kesildiğinde ise fark, fark edilmeden canlıya taşınıyor ve aylar sonra maliyet olarak geri geliyor.
Eski veriyi ne kadar taşımalı?
Her şeyi taşımak yaygın bir hata. On yıllık kirli veriyi yeni sisteme taşımak, kiri de birlikte taşımak anlamına geliyor; üstelik göçün hem süresini hem riskini büyütüyor.
Uygulamada işe yarayan ayrım şu: açık kayıtlar taşınıyor — açık siparişler, mevcut stok, cari bakiyeler, ürün ve müşteri tanımları. Kapanmış geçmiş ise raporlanabilir bir arşiv olarak ayrı tutuluyor.
Geçiş en çok nerede kırılıyor?
Eğitimin yazılım bittikten sonra yapılmasında kırılıyor. Sistemi ilk kez canlıya geçtiği gün gören kullanıcı, sistemi kullanmıyor; ondan kaçmanın yolunu arıyor ve eski alışkanlığına dönüyor.
İkinci kırılma noktası, devralacak ekibin projenin sonunda belirlenmesi. O ekip geliştirme sürerken kurulmadığında devir bir dokümantasyon teslimine dönüşüyor ve dokümantasyon kimseye sistem öğretmiyor.